Page 11 of 105

Re: What's on your CTRL+V?

Posted: April 29th, 2016, 5:46 pm
by T-55M
once i opened up a ti-81

Re: What's on your CTRL+V?

Posted: April 29th, 2016, 6:25 pm
by JasperKota
Julia Alvarez

Re: What's on your CTRL+V?

Posted: April 30th, 2016, 8:25 am
by log10[infinity]
y=\left(\frac{1}{2}\left(x+33\right)\right)^3-20

Re: What's on your CTRL+V?

Posted: May 1st, 2016, 11:27 am
by Terbin73

Re: What's on your CTRL+V?

Posted: May 2nd, 2016, 7:15 am
by Panda Weasley
Gwalchgwyn

Re: What's on your CTRL+V?

Posted: May 2nd, 2016, 11:39 am
by JasperKota
화양연화

Re: What's on your CTRL+V?

Posted: May 2nd, 2016, 11:47 am
by SenseiSushi

Re: What's on your CTRL+V?

Posted: May 4th, 2016, 5:06 pm
by Terbin73
Tryna translate a book for my Turkish class lol :lol:
İYİLİKSEVER KELOĞLAN

Keloğlan, iyi kalpli, sevimli bir çocukmuş. Saçları yokmuş. Bu yüzden ona Keloğlan adını

vermişler.

Keloğlan, ormanın kenarında bir kulübede, annesiyle birlikte yaşarmış. Keloğlan, her gün

ormana gitmiş, odun toplamış, sonra bu odunları pazarda satmış. Paralarla annesi ve kendisi için

ekmek, peynir ve eşeği için de saman satın almış.

Bir gün yine pazara gitmiş. Orada birkaç çocuk görmüş. Çocuklar bir köpeğe taş atmış. Keloğlan

çocuklara :

--Durun! diye bağırmış.

--Siz bu köpek yavrusunu bana verin. Ben ona bakarım.

--Tamam Keloğlan. Odunlarını bize ver, biz de sana köpeği verelim, demiş çocuklar.

Keloğlan bir an : “Annem ve kendim için yiyecek, eşeğim için ise saman gerekiyor. Ama bu

köpek çok sevimli.” diye düşünmüş. Köpek yavrusunu çocuklardan almak istemiş. Çünkü o, çok iyi

kalpliymiş. Çocuklara odunları vermiş, karşılığında köpek yavrusunu almış. Sonra eve gitmiş.

Annesi, oğlunun kucağında bu köpek yavrusunu görmüş ve :

--Niçin bu hayvanı eve getirdin ? Ekmek, peynir ve samanlar nerede ? demiş. Keloğlan olayı

anlatmış. Annesi de köpeğe acımış ve oğlunu affetmiş. Oğluna :

--Sen iyi kalpli bir çocuksun, demiş.

Keloğlan köpeği iyi beslemiş ve köpek çok güçlü ve büyük olmuş.

Birkaç ay sonra tekrar pazara gitmiş. Keloğlan yine aynı çocukları görmüş. Çocuklar yavru bir

kediye taş atmışlar. Keloğlan çocuklara :

--Durun! diye bağırmış. Bana o kediyi verin, ben ona bakarım, demiş. Çocuklar :

-- Tamam Keloğlan, sen bize odunlarını ver, biz de sana kediyi verelim, demişler.

Keloğlan, çocuklara odunları vermiş, karşılığında da kediyi almış. Ve onu evine götürmüş.

Annesi Keloğlan’ın elinde kediyi görmüş ve :

--Yine mi ? demiş. Ne yiyeceğiz ? Hiç düşünmüyor musun ? demiş. Keloğlan annesine her şeyi

anlatmış. Annesi de oğluna :

--Sen iyi kalpli bir çocuksun, demiş.

Keloğlan kediyi beslemiş, büyütmüş. O da güzel ve sevimli bir kedi olmuş.

Birkaç ay sonra Keloğlan tekrar pazara girmiş. Yine aynı çocukları görmüş. Bu defa bir yılanı

taşlamışlar. Onlara :

--O yılanı bana verin, ben ona bakarım, demiş.

Keloğlan’ın bu isteğine şaşırmış çocuklar :

--Sen bize odunları ver, biz de sana yılanı verelim, demişler.

Keloğlan, odunlarını vermiş, karşılığında da yılanı almış ve evine götürmüş. Annesi yine çok

şaşırmış ve :

--Sen deli misin ? Biz bu hayvanlara nasıl bakarız ? demiş. Annesi sinirlenmiş. Keloğlan :

--Köpek ve kedi artık büyüdü ve güçlendi. Onlar kendilerine bakabilirler, demiş.

Köpek ve kediyi göndermiş. Keloğlan, küçük yılana güzelce bakmış. Bir gün yılan, Keloğlan’la

konuşmuş :

--Benim iyi kalpli sahibim. Lütfen, beni annemin ve babamın yanına götür!... Onlar, ormanda bir

ceviz ağacının dalında yaşıyorlar, demiş. Keloğlan, bu duruma çok şaşırmış.

--Sen konuşabiliyorsun!... demiş. Yılan :

--Sen benim hayatımı kurtardın. Beni babama götür. O zaman babam sana hediye vermek

isteyecek. Ondan kuyruğundaki altın yüzüğü iste, demiş.

Keloğlan, yılanı ormandaki ceviz ağacının altına götürmüş. Bu sırada Keloğlan, yılanın annesini

ve babasını görmüş. Küçük yılan :

--Anne ve babacığım, iyi kalpli Keloğlan benim hayatımı kurtardı. Benim için bütün odunlarını

verdi, demiş. Bunun üzerine yılanın babası :

--Çok teşekkür ederiz. Sana hediye vermek istiyoruz. Ne istersin ? demiş. Keloğlan :

--Hiçbir şey istemiyorum. Sadece sağlığınızı istiyorum, demiş. Yılanın babası :

--Sen iyi kalpli bir insansın. Lütfen bizden bir şey iste, demiş. Keloğlan :

--Peki bana kuyruğunuzdaki altın yüzüğü verebilir misiniz ? demiş.

--Elbette, demiş yılanın babası.

Yüzüğü almış ve evinin yolunu tutmuş. Yüzüğü de parmağına takmış. Yolda yüzüğü

parmaklarıyla ovmuş. Tam bu sırada bir cin ortaya çıkmış. Ve Keloğlan’a :

--Bir dilek dile, demiş.

Keloğlan bu olaya çok şaşırmış ve :

--Ben bir şeyler yemek istiyorum, demiş.

Aniden önüne, mükemmel bir sofra gelmiş. Keloğlan bu güzel yiyeceklerden yemiş. Yemeğini

bitirmiş ve evine gitmiş. Akşam Keloğlan annesine :

--Ben sultanın kızı ile evlenmek istiyorum, demiş. Annesi :

--Sen deli mi oldun ? diye oğlunu azarlamış.

--Sultan bu teklifini kesinlikle kabul etmez, demiş. Keloğlan :

--Anne, lütfen saraya git ve sultanla konuş, demiş.

Sonunda annesi, oğlunun bu isteğini kabul etmiş ve ertesi gün saraya gitmiş.

Sarayda muhafızlara :

--Ben sultanla konuşmak istiyorum, demiş.

Muhafızlar Keloğlan’ın annesine bakmışlar ve :

--Evine git teyze, sultanın çok işi var, demişler. Annesi çaresiz evine dönmüş. Durumu oğluna

anlatmış.

Keloğlan, yine sihirli yüzüğünü ovmuş. Cin ortaya çıkmış. Annesi için ipekli bir elbise istemiş.

Ertesi gün evlerinin mutfağında ipekli bir elbise bulmuşlar. Keloğlan’ın annesi yeni elbisesini giymiş

ve saraya gitmiş. Bu sefer muhafızlar izin vermiş.

--Sen benimle konuşmak mı istiyorsun ? demiş sultan.

--Evet sultanım demiş, Keloğlan’ın annesi. Benim biricik oğlum sizin en büyük kızınızla

evlenmek istiyor. İzin verirseniz, kızınıza oğluma istiyorum. Sultan :

--Eve git ve oğluna söyle! Bu gece benim sarayımdan daha güzel bir saray yapsın, demiş.

Annesi, durumu oğluna anlatmış. Keloğlan da sihirli yüzüğünü ovmuş ve cini çağırmış. Ondan,

sultanın sarayından daha güzel bir saray istemiş. Cin, bu isteği hemen yapmış.

Ertesi gün, sultan Keloğlan’ın sarayını görmüş ve şaşırmış. Sözünü tutmuş ve kızını Keloğlan’a

vermiş.

Bundan sonra Keloğlan’la hanımı bu sarayda yaşamışlar. Ama prenses hiç mutlu değilmiş.

Çünkü o, daha önceden başka birini sevmiş. Bu yüzden saraydan kaçmak istemiş. Bu sırada

Keloğlan yüzüğü ovmuş ve cin ortaya çıkmış. Prenses yüzüğün sırrını öğrenmiş. Hemen bir plân

yapmış. Bu yüzüğe sahip olmak istemiş.

Birkaç hafta sonra Keloğlan hanımına :

--İşlerim için birkaç gün sonra saraydan gideceğim, demiş.

Prenses buna çok sevinmiş. Sonra da Keloğlan’a :

--Bana hatıra olarak yüzüğünü bırak. Seni böylece çok özlemeyeyim. Yoksa seni bırakır,

giderim, demiş.

Keloğlan bu istekten pek hoşlanmamış ama yine de kabul etmiş ve saraydan ayrılmış. Prenses

yüzüğü ovmuş ve cini çağırmış. Cine :

--Sevgilimi bana getir ve Keloğlan’ı uzak ve ıssız bir yere götür, demiş. Cin prensesin isteğini

yapmış. Keloğlan uzun süre bu ıssız yerde kalmış. Ancak altı ay sonra evine dönebilmiş. Fakat ne

sarayı ne de prensesi bulabilmiş. Çok üzülmüş ve bir süre düşünmüş. Aniden Keloğlan’ın kedisi ve

köpeği yanına gelmiş. Keloğlan’a :

--Bir derdin mi var Keloğlan ? demişler. Keloğlan çok şaşırmış. Çünkü bu hayvanlar konuşmuş.

Sonra onlara olayları anlatmış. Kedi ve köpek çok üzülmüşler ve :

--Sen üzülme Keloğlan. Biz yüzüğü sana getirebiliriz. Yüzük ve saray denizin ortasında bir

adada duruyor, demişler. Kedi ve köpek hemen deniz kenarına koşmuşlar. Kedi köpeğin sırtına

binmiş. Bir süre yüzmüşler ve saraya varmışlar. Kedi hemen yatak odasına tırmanmış.

Bu sırada prenses yatakta uyuyormuş. Kedi prensesin parmağından yüzüğü almış. Tekrar

yüzerek karaya ulaşmışlar. Keloğlan’a yüzüğü vermişler. Keloğlan iki hayvanı kucaklamış. Onlara

teşekkür etmiş. Kedi ve köpek Keloğlan!a :

--Biz sana teşekkür ederiz. Sen bize daha çok iyilik yaptın, demişler ve oradan ayrılmışlar.

Sonra biri doğuya biri batıya koşarak gitmişler. Keloğlan yüzüğünü ovmuş. Cine :

--Beni sultanın sarayına götür, demiş. Sultanın yanına varmış. Keloğlan olayları sultana

anlatmış. Bu arada sultanın küçük kızı, Keloğlan’a gülümseyerek bakmış. Keloğlan kızdan

hoşlanmış ve sultana dönerek :

--Sultanım, büyük kızınız sevgilisiyle yaşasın. Ben küçük kızınızla evlenmek istiyorum, demiş.

Sultan da Keloğlan’ın bu isteğini kızına söylemiş. Küçük prenses bu isteği sevinerek kabul etmiş.

Keloğlan ve karısı ömür boyu mutlu bir hayat sürmüşler.

Re: What's on your CTRL+V?

Posted: May 5th, 2016, 1:12 pm
by Unome
Terbin73 wrote:Tryna translate a book for my Turkish class lol :lol:
. . .
Using a translator? :|

Re: What's on your CTRL+V?

Posted: May 5th, 2016, 1:16 pm
by lumosityfan